<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
>
<channel>
<title>sundance@FM</title>
<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance</link>
<description>sundance@FM</description>
<pubDate></pubDate>
<generator>Tayfa 0.1</generator>
<language></language>
<item>
	<title><![CDATA[Yeraltından notlar]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=100</link>
	<description><![CDATA[
Uzun süredir elit warez sitelerinden uzak duruyordum. 90'ların başlarında Amiga dünyasını kasıp kavuran 0-12h (12 saat önce aleme düşmüş malların olduğu) bbslerin yerini 2000'lerde genişbantın yaygınlaşması ile artan Stro'lar almıştı. Daha çok FxP üzerinden çalışan bu siteler, çoluk çocuğun elinde türlü çeşitli şaklabanlıklara sahne oluyordu, ben de bıraktım gittim camiadan.<br><br>Geçenlerde ise bir arkadaşımın daveti ile oldukça sağlam bir torrent sitesine üye oldum. Upload miktarından, oranına, paylaşılacak torrentlerin media kalitesine kadar birçok kriteri olan bu siteyi biraz kurcalayınca Top Ten listesini buldum.<br><br>Listenin en üstündeki ismin, upload ettiği veri miktarı ve ortalama hızını görünce gözlerime inanamadım. Arkadaş, 125Tbyte veriyi, 20Mbit ortalama hızla yollamıştı.<br><br>Bunun üzerine biraz düşündüm. Nerelerden bu hallere geldiğimizi, daha dün dosya paylaşımı üzerine hukuk savaşları kan gövdeyi götürürken, bugün çocuğun tekinin birçok ISP'nin yıllık trafiğinden daha fazlasını sırf nam olsun diye upload ettiğini görmek...<br><br>Yavaş yavaş herşey değişiyor. Dün yeraltı diye geçen ortamlar, bugün 90K'lık bir programı çalıştırabildiğiniz sürece size yakın. Hepimiz bireyiz, hepimiz farklıyız ya. Sırf bu yüzden hepimiz bayağı da aynıyız. Yeraltı bile yeraltı değilse...<br><br>Çok güzel bir laf vardır "Eğer özgürlük yasadışı ilan edilirse, sadece yasadışı olanlar sadece özgür olabilir."<br>
]]></description>
	<pubDate>Tue, 19 Dec 2006 23:12:27 +0200</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Materazzi Zidane'a aslında ne dedi]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=90</link>
	<description><![CDATA[
Hemmy.net'teki <a href="http://www.hemmy.net/2006/07/13/zidane-headbutt-resolved-by-bbc-lip-readers/#more-625">bu haberde</a> BBC'nin dudak okuyabilen bir uzmanı tarafından Materazzi'nin Zidane'a ne dediği deşifre ediliyor. Malesef açı yüzünden Zidane'ın dedikleri yok.
]]></description>
	<pubDate>Tue, 18 Jul 2006 12:43:40 +0300</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Çocuklara Bilgisayar projesi Xubuntu'yu seçti!]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=72</link>
	<description><![CDATA[
Çocuklara Bilgisayar projesi olarak uzun bir araştırma süreci sonunda <a href="http://xubuntu.org/" target="_blank">Xubuntu'yu</a> ana dağıtım olarak seçtik.<br><br>Bunu yaparken birkaç temel kriterimiz vardı. Bunlar önem sırasına göre<br>1) Bize bağlı olmayacak bir güncelleme mekanizması.<br>2) Pentium 200MMX bir makinada bile kabul edilebilir bir performans.<br>3) Gnome'un beğendiğimiz genel masaüstü yaklaşımları ile uyum.<br><br>Xubuntu bu konularda gerçekten çok başarılı çıktı. Özellikle XFCE pencere yönetiminin performansı ve genel görünüşün Gnome'a oldukça benzemesi ile. Tabi elimizde çokca bulunan MMX makinaları kullanılabilir yapması da çok önemli bir etken.<br><br>Bu arada belirtmekte de fayda var, sonuçta bu bağlayıcı bir karar değil. İlerde, (elimize daha iyi makinalar geldiğinde) başka dağıtımları da kullanıyor olabiliriz. Malum maksat üzüm yedirmek :)<br>
]]></description>
	<pubDate>Thu, 15 Jun 2006 06:52:26 +0300</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Düğmeye basmayan adam]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=62</link>
	<description><![CDATA[
Washington Post'un <a href="http://www.washingtonpost.com/wp-srv/inatl/longterm/coldwar/shatter021099b.htm">haberine göre</a>  26 Şubat 1983'de Albay <span style="font-weight: bold;">Stanislav Petrov'un</span> komuta ettiği SSCB'nin nükleer saldırıları tespit etmekle görevli üstünde alarmlar çalmaya başlamış. Göstergeler önce bir daha sonra da <span style="font-weight: bold;">beş kıtalararası nükleer füzenin</span> SSCB'e doğru harekete geçtiğine dair işaretler vermeye başlamışlar.<br /><br />&quot;<span style="font-weight: bold;">Midemde garip bir his oluştu, hata yapmak istemiyordum...</span>&quot; diyen Petrov, böyle bir saldırının olamayacağına, bütün bunların bir yanlış alarm olduğuna karar vermiş. Hem de yanıp sönen onlarca kırmızı ışığın, hadi bas düğmeye diye bağıran alarmların arasında.<br /><br />Tabi ki akabinde günlerce sorgulanmış, casus olup olmadığı araştırılmış, pasif bir göreve gönderilmiş ve sağduyusuyla dünyayı bir nükleer savaşın eşiğinden kurtardığı için bir teşekkür bile almamış. <br /><br />Asıl bugün belki de dünyamızı borçlu olduğumuz bu isimsiz adam için büyüük bir alkış istiyorummm ;)<br />
]]></description>
	<pubDate>Wed, 07 Jun 2006 17:11:54 +0300</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Karısını dolandıran adam!]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=57</link>
	<description><![CDATA[
Geçen gün bir alışveriş merkezinin önünden taksiye binerken, taksi durağının kahyası ile kısa bir sohbet yaptık. Bize İstanbul'un artık yaşanır yer olmaktan çıktığını şu örnekle anlattı.<br />&quot;Geçen bir arkadaş anlattı, '<span style="font-weight: bold;">Artık hanımı dolandıramıyoruz</span>' diyerek. Neden bahsettiğini sorunca, 'Ben sabahları evden çıkmadan hanıma para bırakıyordum. Her sabah 20 ytl bırakıyorum hesabına arada onbeş bırakıp beşi cebe atıyordum, ekstra para çıkıyordu. Geçen gün hanım kalkmış benden önce '<span style="font-weight: bold;">Sen şu parayı masaya bırakma da bi elime ver, sonra eksiliyor para</span>' dedi. Artık hanımı da dolandıramıyoruz bilmiyorum napcaz?'dedi.<br /><br />Beyim, hanımını dolandıran adam seni beni dolandırırken gözünü bile kırpar mı? İşte bu yüzden kollamak lazım kendini (arkanı)&quot;<br /><br />
]]></description>
	<pubDate>Tue, 25 Apr 2006 09:30:23 +0300</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Paranın değeri, 1960-1978]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=48</link>
	<description><![CDATA[Bu akşam, hiçbir zaman yararlı bir şey bulunmayan salon kütüphanesinin dolabını karıştırırken, eski demir ikibuçuk liralara rastladım. Ben mi çok küçüktüm, yoksa o paralar mı çok büyüktü diye düşünüyordum ki, o paraların gerçekten çok büyük olduklarını farkettim.<br /><br />Ama daha önemli farkettiğim bir şey beni çok acaip şaşırttı. Elime geçen paralardan bir tanesi 1978 tarihli bir diğeri ise 1960. Demek ki Türkiye'de 1960'dan 1978'e kadar aynı 2,5 lira kullanılmış, nerdeyse yirmi yıl. Bunun üzerine annem &quot;Zaten ne olduysa yetmişlerin sonundan itibaren oldu para konusunda&quot; diyerek durumu özetleyince gözümün önüne zamanın Gırgır ve Laklak dergileri geldi. Bu dergilerin hemen her sayısında onlarca Enflasyon ve yoksulluk karikatürleri olurdu.<br /><br />Çok kolay unutuyoruz çok...<br />
]]></description>
	<pubDate>Sun, 12 Mar 2006 15:44:45 +0200</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Fahişeler GTA ve hakkaten kötü oyunlar!]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=42</link>
	<description><![CDATA[
Sonunda bu da oldu fahişeler de <a href="http://www.gamespot.com/news/6144286.html" target="_blank">GTA'yı boykot ettiler</a><br />Oyunların &quot;Şiddet içeriyorlar&quot; diye boykot edilmesine ben şahsen taraftar değilim. Eee? İçeriyorlar gerçekten de, zaten şiddet de hayatımızda yoğun şekilde var. Dahası doğada da var. Hayatı şiddetten sıyırmaya kalktığınızda akıl hastanelerindeki pofuduk odalara gidiyor iş. Bu tür filmler de var, onların yasaklanması da gündeme geliyor sık sık.<br /><br />Ama bence burada çok önemli bir ayrım var. GTA'nın derdi bence şiddeti yüceltmesinden çok, kötü davranışları, insanın kötülük yaparak ilerlemesini yüceltmesi. Asıl problem burda bence. Çünkü tamam şiddet de kötü bir şey ama hiçbir zaman kötülük yaparak başarıya ulaşmanın yüceltilmesi gibi ele alınmıyor zaten filmlerde. Kötü adamın yaptığı zulme başkaldıranın uyguladığı da şiddet, kahramanlık dediğimiz şeyin de %90'ı şiddet. Nerede bu haksızlığa karşılık  nerede GTA'nın leş gibi kötülük yap zengin ol yaklaşımı.<br />
]]></description>
	<pubDate>Thu, 16 Feb 2006 02:47:21 +0200</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Özgürlük ve Güvenlik]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=31</link>
	<description><![CDATA[Internet&#039;te kendimi kaybetmişken, bir e-posta listesinde işime yaramayan bir postanın altında şu sözlere rastladım 
<br><br>
<blockquote>&quot;Those who desire to give up Freedom in order to gain Security,
will not have, nor do they deserve, either one.&quot;
       --Thomas Jefferson</blockquote>

yani
<br><br>
<blockquote>&quot;Güvende olmak için özgürlüklerinden feragat etme isteğinde olanlar,  ne bunlara sahip olacaklar, ne de bunları hakedeceklerdir.&quot;</blockquote>]]></description>
	<pubDate>Sun, 06 Nov 2005 20:35:28 +0200</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Son okunan kitaplar]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=30</link>
	<description><![CDATA[<a href=http://en.wikipedia.org/wiki/Tom_Clancy>Tom Clancy&#039;nin</a> yaklaşık dört ay kadar önce başladığım dev romanı <a href=http://en.wikipedia.org/wiki/The_Bear_and_the_Dragon>Bear and Dragon</a> geçtiğimiz hafta bitti. Artur Hailey, Jack Higgins, James Clavell, Robert Ludlum gibi bestseller ustalarından biri olan Tom Clancy (wikipedia linkinde donanma şapkası olmayan nadir fotoğraflarından birini görebilirsiniz), bazı yeteneksiz yazarların (akla Dale Brown geliyor ama değil ;) aksine kendisi karakterlerinin kartondan olmasından mümkün olduğu kadar kaçınmakta. Her zaman bir Tom Clancy kitabını okuyacak heyecanım vardır.
<br><br>
Bu hafta da meşhur <a href=http://en.wikipedia.org/wiki/Rainbow_Six_%28book%29>Rainbow Six&#039;</a>e başlıyorum. Kevin Mitnick&#039;in Aldatma Sanatı, Björn Larrson&#039;un Long John Silver&#039;ı ve Lawrance Dwight Smith&#039;in Cryptograpy kitapları da kapakları açık yavaş yavaş sıralarını savıyorlar.]]></description>
	<pubDate>Fri, 30 Sep 2005 23:14:18 +0300</pubDate>
	</item>
<item>
	<title><![CDATA[Eski güzel oyunlar: Tapper]]></title>
	<link>http://www.fazlamesai.net/tayfa/?u=sundance&amp;s=29</link>
	<description><![CDATA[Commodore ve Amiga oyunlarını hatırlar mısınız? Oyunun gerçek hayata benzer grafiklerinin değil, oynanılabilirliğinin ve orjinalliğinin önemli olduğu zamanları. ışte o zamanlarda bir oyun <a href=http://www.the-underdogs.org/game.php?id=2302>Falcon Beertender</a>. 1980&#039;lerin meşhur oyunu <a href=http://www.the-underdogs.org/game.php?name=Tapper>Tapper</a>&#039;ın yeniden yazılmış hali. Oyunun mantığı basit, sayısı artan müşterilere bira servisi yapmak ve gelen boşları yakalamak üzerine, fakat o kadar keyifle oynanıyor ki. Neyse daha fazla bahsetmeyeyim, oynayın görün.]]></description>
	<pubDate>Sun, 25 Sep 2005 15:25:22 +0300</pubDate>
	</item>
</channel></rss>